Tip 1 Diyabet

Tip 1 diyabet teşhisi almak çocuklar ve aileleri için göz korkutucudur. Yaşam tarzınızda gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra kan şekeri seviyesini yönetmek ve yaşam kalitenizi yükseltmek mümkün. Öncelikle hastalığı tanıyalım...

 

 Tip 1 diyabet, vücudun bağışıklık sisteminin, insülin hormonunu üreten pankreasın beta hücrelerine saldırdığı ve tahrip ettiği otoimmun bir hastalıktır. İnsülin, kan şekerini hücrelere göndererek enerjiye dönüşmesini sağlar. Tip 1 diyabette vücutta insülin üretilmediği için bu hormon, dışardan enjeksiyon ile verilmelidir. İnsülin gereksinimi yediğimiz besinlere, büyüme- gelişmeye, fiziksel aktivite düzeyine göre değişiklik gösterebilir

Diyet Tedavisi

Yiyecekler tüketildikten hemen sonra, alınan karbonhidrat seviyesine bağlı olarak kan şekeri yükselir. Bu yüzden bireyler öğünlerinde tükettikleri karbonhidrat miktarını saymayı öğrenmelidir. Böylece kan şekerini enerjiye çevirebilmek için  insülin ihtiyaçlarını ayarlayabilirler. Her birey karbonhidrat ve insülin alımına farklı tepkiler verir. Bu yüzden denge oluşana kadar tüketilen besinler ve yapılan insülin miktarı yakından takip edilmelidir. 

 

Tedavide amaç beslenme eğitimi ile kişinin kan şekeri seviyesini normal sınırda tutabilmesini sağlamak. Enerji ve besin öğesi hesaplamasından çok yaşam tarzı değişikliğine yönelik tedavi uygulanmalıdır. Özellikle çocukluk döneminde çocuğun şekeri yükseldiği için besin kısıtlaması yapmak çocuğa ceza gibi gelebilir. Kısıtlama yerine insülin dengesini sağlamak daha faydalı olur. Uygulanacak olan  beslenme programları kişiselleştirilmelidir. Kişinin beslenme öyküsü alınarak, beslenmedeki yanlışlar düzeltilerek tedaviye devam edilir. Aile de beslenme eğitimine dahil olmalı.

 

Diyabetik bireyin beslenme tarzı, sağlıklı beslenme tarzıdır. Bu yüzden tüm aile sağlıklı bir yaşam için, aynı beslenme düzenini benimseyebilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak ve aktif bir yaşam tarzı belirlemek, kan şekeri dengesini sağlamayı kolaylaştırır. Beslenme şeklinin değişmesi gereken durumlarda ise insülin dozları tekrar ayarlanmalıdır. 

Beslenme şekli düzenlendikten sonra öğün zamanlamasına uyum, glikoz izlemi ve besin tüketim kayıtlarının değerlendirilmesi, davranış değişikliği ve egzersiz uyumunun kontrolü her takip görüşmesinde yorumlanır. 

Düşük Karbonhidratlı Diyetler

Araştırmalarda düşük karbonhidratlı diyetlerin faydası bulunmamış. Diyetin karbonhidrat içeriğinin düşmesi, diyetin protein ve yağ oranının yükselmesi demektir. Yağ tüketiminin artması, sindirim süresini uzattığı için, geç hiperglisemiye ( kan şekeri yüksekliği) neden olabilir. Bu yüzden yağ oranı yüksek diyetlerde insülin dozunun artırılması gerekebilir. Düşük karbonhidratlı diyetlerin aksine sebze ağırlıklı​, lif içeriği yüksek, glisemik indeksi düşük beslenme ile kan şekeri kontrolü daha rahat sağlanır.

Diyabetik Bulimia ( Diyabulimia): İnsülin kullanmamak adına yapılan karbonhidrat kısıtlaması. İki farklı bölgede yapılan çalışmada tip1 diyabetli çocukların diyabulimiya yatkınlığı ortalama % 55 bulunmuş. Karbonhidratlar, vücuda enerji kaynağı sağlayan temel besindir. Karbonhidrat kısıtlaması büyümeyi olumsuz etkiler. Düşük karbonhidratlı diyetlerde karaciğerde glikojen deposu olmaz. Bu durum insüline duyarlılığı azaltır. Kişinin daha az insülin almak için yaptığı bu girişim, kişiyi daha yüksek dozda insüline bağımlı hale getirebilir.

Fiziksel Aktivite

Spor ve egzersiz, sağlıklı yaşam tarzının bir parçasıdır. Çocuklar spora teşvik edilmelidir. Kas oranının artması, insülin duyarlılığını artırır. Spor sırasında veya sonrasında hipoglisemi ( kan şekeri düşüklüğü) yaşanmaması için kan şekeri spor öncesi, sırasında ve sonrasında takip edilmelidir. 

N O T : Diyabetle ilgili site önerisi   www.arkadaşımdiyabet.com